Vincent Van Gogh Hakkında Büyüleyici Gerçekler

Ünlü Hollandalı ressam hakkında çok şey yazılmış olsa da, nispeten bilinmeyen bir çok şey var. Amsterdam’daki müzesinde birçok biyografisi, binlerce makalesi ve milyonlarca ziyaretçisi olmasına rağmen, Hollandalı ressam Vincent Van Gogh hakkında hala iyi bilinmeyen birçok şey var. Güney Hollanda’nın kırsal kesiminde yaşamı oldukça sakin olmasına rağmen, daha 37 yaşındayken kötü bir trajediyle hayatı sana ermişti. Hayatı boyunca, Van Gogh, dünyanın en çok bilinen sanat eserlerini üretmiş, düşüncelerini, arzularını ve kaygılarını resimler, taslaklar ve mektuplar üzerine uyarlamıştı. Elbette, bir çok kişi onu bir kulağı eksik ressam olarak tanıyacak  fakat Van Gogh’un, ciddi zihinsel sıkıntıların olduğu zamanlarda, Fransa’da yaşarken boya tüplerinden yemek yiyebileceğinin ne kadar farkındaydı ? Hollandalı ressam  Vincent Van Gogh hakkında hayranlarını bile şok edebilecek gerçekleri araştırdık. 

Kendini Portre (1889) Vincent van Gogh, tuval üzerine yağlıboya, 25.6 x 21.3 in, Musée d’Orsay, Paris.

Vincent van Gogh hakkında Büyüleyici Gerçekler

1. Theodorus Van Gogh ve Anna Carbentus Van Gogh, 30 Mart 1852’de ilk çocuklarını dünyaya getirdi. İkisi de ailesinin her iki tarafındaki büyük babalarından sonra ilk çocuklarına Vincent Willem van Gogh adını verdiler. Ancak, çocukları doğduktan kısa bir zaman sonra öldü. Tam olarak bir yıl sonra, 30 Mart 1853’te çifttin başka bir çocuğu dünyaya geldi. Onun ismi ise ? Vincent Willem van Gogh oldu. 

2. Vincent Van Gogh, yaşamının son on yılını bir sanatçı olarak yaşadı. ( 1890’da öldü). Dünyada en ünlü müzelerin duvarlarını süsleyecek resimleri yapmadan önce, Van Gogh kariyeri boyunca üç işte çalıştı ancak başarısız oldu. İlk olarak, Van Gogh aile işi olan sanat satıcısı olarak çalışmaya başladı. Daha sonra, Vincent adında ki amcasının sahip olduğu Avrupa’nın en başarılı galerileri arasında yer alan Goupil & Cie’da bir süre çalıştı. Fakat burada başarısız olduktan sonra Van Gogh Londra’da bir okul öğretmeni olarak ders vermeye başladı. Fakat okulda da mutlu olamadıktan sonra oradan kiliseye döndü ve babasının izinden giderek vaiz olmayı umdu. Ancak gerekli sınavları geçemediğinde, Van Gogh vaiz olamadı ve Belçika’daki kömür madenciliği alanlarına gitti. Hiç kimse isteyerek bu kadar kasvetli bir ortamda çalışmak istemezdi çünkü katı kuralları vardı. Ancak, orada bile, yerliler, Van Gogh’un değişken kişiliği nedeniyle onu dışarı çıkardılar. Sonunda, 1880 yazının sonunda kardeşi Theo’a yazdığı bir mektupta resim yapmak istediği ve kendini sanatçı ilan ettiğini söyledi. Bir kaç yıl boyunca vizyonunu genişletmek için de Belçika, Hollanda ve Fransa’ya seyahat etti.

3. Vincent Van Gogh kesinlikle lüks bir yaşam sürmese de, bazılarının algılayabileceği zayıf ve fakir bir sanatçı değildi. Goupil & Cie’de başarılı bir sanat satıcısı olarak çalışan Theo, Vincent’a ayda üç kez bir maaş gönderdi ve küçük kardeşinin yıllık gelirinin yüzde on beşi altında harcadığı tahmin edildi. Parasını sanat malzemeleri, kitaplar, kira, tıbbi masraflar, gıda masrafları gibi giderlerine harcıyordu. 

4. Van Gogh’un tüm çalışmalarından, en meşhur olanı belkide Ay çiçekleri resmidir. Gerçekten de, onun Ayçiçekleri tablosu (1888) Londra’daki Ulusal Galeri’deki en çok ziyaret edilen resimlerden biridir. Yine de, birkaç yıl içinde Van Gogh, onlarca resim ve ayçiçeği taslağı yaratacaktı. Bunun nedeni, bu bitkinin ona göre kutsal olmasıydı. Van Gogh’un bir sanatçı olarak kariyerine çok benzeyen ayçiçeği, yazın geç açan ve sonbahar ayları boyunca çiçek açan bir bitkidir. Dahası, ayçiçeği Hollanda Protestanlığı’nda önemli bir rol oynar. Metinde, ayçiçeği gün boyunca güneşin arkını izler, aynı şekilde insanların yaşamları boyunca daima Tanrı’nın yönünü takip etmeleri gerektiği gibi. 

Vincent van Gogh’un Sunflowers (1888), tuval üzerine yağlı boya, 93×73 cm, Londra’daki National Gallery

5. Van Gogh, edebiyat tutkusu olan bir okuyucuydu. Sanatçı arkadaşlarına ve ailesine yazdığı birçok mektupta , genellikle Emile Zola, Victor Hugo, Charles Dickens ve William Shakespeare gibi en sevilen yazarlarından bazılarını alıntı yapıyordu

Vincent van Gogh tarafından Starry Night (1889), tuval üzerine yağlı boya, 73.7 x 92.1 cm, Modern Sanat Müzesi, New York.

6. Van Gogh’un görünüşte bazı akıl hastalıkları olmasına rağmen, bu onun yabancı dilleri öğrenmesini engellemedi. Aslında, Van Gogh, Fransızca, İngilizce ve anadili Hollandaca dahil olmak üzere akıcı bir şekilde üç dil konuşabiliyordu. Paris ve Londra’daki Goupil & Cie şubeleri için çalıştığı süre boyunca Fransızca ve İngilizce öğrendi.

7. Vincent’ın kadınlardan yana şansı çok fazla olmadı. İlk ciddi ilişkisi yaşlı bir kadın olan, Sien Hoornik isimli bir fahişeyle oldu. Sien ile birlikte Van Gogh, küçük çocuğu ve yaşlı annesiyle küçük bir apartmanda Lahey’de yaşadı. Tabii ki, ilişki sırasında dindar olan Van Gogh’un bir fahişeyle yaşaması haberi öfkeyle karşılandı. 

8. Van Gogh, sanatsal yeteneğe sahip tek aile üyesi değildi. Onun eski kuzeni Anton Mauve, Avrupa çapında büyük bir başarıya sahipti. Leylak rengi seçimiyle devrimciydi, daha sonra genç kuzeninde görülen bir özellikti. Van Gogh yeni bir kadınla tanışır adı ise Leyla’dır. Leyla , Van Gogh’u, 1881’de birkaç haftalığına Hollanda’daki stüdyosunda kalmasına izin verdi. Ancak, zamanla, Van Gogh’un bir fahişeyle yaşadığı haberi nedeniyle, ilişkileri tamamen bitti. 

9. Vincent kendini bir sanatçı olarak bir başarısız ve ailesine bir yük olarak görüyordu (özellikle de onu finansal olarak destekleyen Theo’ya). Van Gogh yaşamı boyunca sadece bir kere hakkında bir şeyler yazılmıştı. Bir sanatçı olarak nispeten çok fark edilememişti (özellikle de şu anda ikamet ettiği şehirde yaşayan yerel halk tarafından alay edilmemişti). Böylelikle, ilk Van Gogh “sergisi” 30 Temmuz 1890’da (ölümünden bir gün sonra) cenazesinde, erkek kardeşi ve arkadaşları (sanatçı Émile Bernard dahil) tabutunun yanındaki duvardaki son resimlerini asarken ortaya çıkmıştı. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir