Su Üzerinde Sanat : Elbphilharmonie Hamburg

Almanya’nın zarif kenti ve ülkenin ikinci büyük şehri Hamburg. Dünyanın en ünlü denizcilik şirketlerinin başkenti olmasından dolayı aldığı güç, zarif kanallarla süslenen caddelere, kırmızı tuğlalı neogotik binalara, meydanlara, parklara, dantel gibi tren garlarına ilham olmuş Hamburg şehri. Hamburg , yüzyıllar boyunca “dünyevi” ve “kozmopolit” terimlerini, çağdaş Avrupalı ​​meslektaşlarının çoğundan çok önce somutlaştırmış. Bu uzun süredir devam eden uluslararası etkiler, yemeklerinde, müziğinde ve daha fazlasında belirginleşmiş. Ve şehir sürekli gelişmiş ve gelişmeye devam ediyor. Elbe ve Alster Gölü, tarihi belediye binası, UNESCO Dünya Mirası Alanı Speicherstadt ve Chilehaus’un bulunduğu Kontorhaus Bölgesi, ünlü Reeperbahn’daki gece hayatı ve geleneksel Hamburg balık pazarı, Almanya’nın sahildeki yeşil alanları Hamburg’un imajını şekillendirmiş. HafenCity ve hiç şüphesiz ki son yıllarda en dikkat çeken yapılardan biri Elphilharmonie konser salonu. Elbphilharmonie, şehrin sahildeki yeni simgesel yapısı ve modern mimarinin doruk noktası olarak görülüyor. Hamburg’da prestiji, zarafeti ve modernlik’i birleştirilerek benzersiz bir atmosfer yaratılmış. Hamburg’daki Elbphilharmonie 11 Ocak 2017 tarihinde NDR Elbphilharmonie Orchestra konseriyle resmen açıldı. 


Elphilharmonie

Elbphilharmonie, şehrin yeni odak noktası olabilmek için yalnızca eşsiz mimarisiyle ön plana çıkmıyor. Yapı, Hamburg’da yaşayan insanların ve turistlerin yapıyı olabildiğince çeşitli şekilde kullanabilmesi için farklı kamusal mekanlar üretilmiş. Elbphilharmonie, bu bağlamda yalnızca bir kültür merkezi değil. Yapı bünyesinde filarmoni orkestrası salonu, oda müzik salonu, restoranlar, barlar, seyir terası, daireler, bir otel ve otopark bulunuyor. Tüm bu işlevler Hamburg şehrinin göbeğindeki tek bir binaya yerleştirilmiş.


Elbphilharmonie

Elbphilharmonie Konser Salonu 

İsviçre merkezli ünlü mimarlık firması Herzog & de Meuron tarafından tasarlanan Elbphilharmonie, 843 milyon dolara mal oldu. Kaispeicher isimli eski antreponun üzerine yerleştirilmiş. Kaispeicher ve Elbphilharmonie binalarının birbirlerinden tamamen farklı mimari tarzları, ilgi çekici ve çeşitli mekanlar üretilmesini sağlıyor. Kaispeicher’in eski, antik ve orijinal havası ve Hamburg limanı ile kurduğu ilişki, Elbphilharmonie’nin elegant ve gösterişli yapısı ile bir araya gelerek şehrin en önemli sosyal merkezlerinden birini oluşturuyor. İki zıt kütlenin arasında kamusal ve özel mekanlardan oluşan ayrı bir topoğrafya bulunuyor. Kaispeicher binasının terası, üstüne inşa edilen Elbphilharmonie sayesinde yeni bir kamusal meydan kimlik kazanmış. Kaispeicher, 1963-1966 yılları arasında Werner Kallmorgen tarafından tasarlanmış bir depo binası. Binlerce kakao çekirdeğini depolamak için kullanılan yapı, günümüzde depo özelliğini yitirmiş. Kaispeicher’in katı ve güçlü strüktürel duruşu, yeni Elbphilharmonie binasının ağırlığını kaldırmasını sağlıyor.


Elbphilharmonie,

Dayanıklı ve katı mimarisi ile, Kaispeicher depo binası, Elbphilharmonie binası için adeta bulunmaz bir temel oluşturmuş. Ancak Kaispeicher, sağladığı strüktürel avantajların yanı sıra mimari özellikleri ile de ön plana çıkıyor. Liman boyunca inşa edilen depo binaları, inşa edildikleri dönemin mimari izlerini taşıyan yapılardan oluşuyor. Kaispeicher de pencereleri, temeli ve dekoratif elemanları ile 1960’lı yılların mimari özelliklerini taşıyor.


Elbphilharmonie binası

Elbphilharmonie için tam bir müzik mabedi denebilir. Yapının mimarisi yalnızca dinleyiciler ve müzisyenler göz önünde bulundurularak dizayn edilmiş. Herzog & de Meuron, klasik filarmonik salon mimarisini tamamen değiştirerek yeni bir salon tipi üretmiş. Müzisyen ve dinleyici arasındaki yakınlığı baz alarak tasarlanan Elbphilharmonie, seyircilerin şovun bir parçası olması bağlamında adeta bir futbol stadyumuna dönüşmüş.


Elbphilharmonie konser binası

Kültür Severler için Kentsel Mimari

Elbphilharmonie yalnızca bir müzik merkezi olarak görülmüyor. 2100 kişi kapasiteli ana konser salonunu ve 550 kişilik oda müziği salonunun yanı sıra, yapı 5 yıldızlı bir otele restorana, sağlık ve fitness salonlarına, konferans alanlarına, lüks dairelere ev sahipliği yapıyor. Bu nedenle, Elbphilharmonie Hamburg’un en önemli ikonlarından biri olmakla beraber aynı zamanda Alman kültürünün ilerleyişi için bir yol gösterici görevi olarak görüyor.


Elbphilharmonie

Kaispeicher’in üzerine inşa edilen yeni kütle, depo binasının kütlesi uzatılarak üretilmiş. Yeni yapı, altında bulunan yığma yapı ile aynı plan düzenine sahip. Ancak kütlenin en alt ve üst noktalarında, bu yeni hacim deponun sabit, dikdörtgensel yapısından ayrılan değişiklikler var. Yeni hacmin inişli çıkışlı çatısı, 108 metre yüksekliğe kadar çıkıyor. Bu içişli çıkışlı yükseliş, yatay elemanların yoğunluklu olduğu Hamburg’da Elbphilharmonie binasının şehre yeni bir karakter katmasını sağlamış. 


Hamburg

Dalgalı panellerden ve yer yer açıklıklardan oluşan cam cephe, eski yapı üzerindeki yeni binayı iri ve yanardöner bir kristale dönüştürüyor. Yeni parlak cephe; gökyüzünün, suyun ve şehrin yansımasını yakalayarak sürekli değişen bir yüzey halini alıyor.Kenarlardaki kemer biçimindeki açıklıklar meydana bağlanıyor ve bu bina içi meydandan Hamburg ve Elbe Nehri manzarası izlenebiliyor. Bina içindeki dikey açıklıklar ise meydanı farklı seviyelerdeki fuayeler ile ilişkilendiriyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir