Louvre Müzesini Neden Gezmeli ?

Dünyanın tüm başkentleri arasında en ilgi çekici ,bileni ve en şıkı olanı sanırım Paris. Çekici haute Couture mekanları, sunduğu harika yemekler, nefes kesen sanat koleksiyonları ve harika mimari manzaraları, Gotik kiliseleri  ile haklı olarak dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri arasında yer alıyor.
Dünyanın en şık şehirlerinden biri Paris demişken, dünyanın en önde gelen müzesine sahip olduğunu söylemek de bir sakınca da yok sanırım. Louvre Müzesi hem Fransızlar hemde turistler  için ayrı bir yere sahip. Louvre’un Fransızca hali  ” Le Musee du Louvre” dur. Fransız ihtilalinden sonra 1793 senesinde, Fransa’da açılan ilk devlet müzesi arasında yer alıyor. Müze 13.yüzyıl başlarında (1204) Philippe Auguste tarafından inşa edilmiş ve 14.yüzyılda kraliyet merkezi olmuş. 15.yüzyılda saray, Loire’nin kıyısına taşınınca Louvre bakımsız kalmış ve 1564’te sarayın Tuleries bölümünün yapımına başlanmış fakat üçüncü Napolyon zamanında tamamlanabilmiş. 17932’te müze haline gelen saray, 1871’de büyük bir yangın geçirmiş. Yapılan tamirat sonunda 1932’de son şeklini almış.
 Louvre Müzesi , sadece dünyanın en büyük müzelerinden değil dünyanın en iyi tarihi mekânlarından biri. Saray Orta çağ Krallarının ve 19.yüzyıl ortasında imparator 3. Napolyon’un eviydi. Monarşi gitmiş olsa bile eski sahiplerinden kalan etkileyici sanat koleksiyonunu muhafaza etmiş. Paris’in en büyük sarayı dünyanın önemli tarihi sanat koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapar. Louvre Müzesi; yedi bölümden meydana geliyor. Resim, heykel, doğu sanatları, Mısır sanatları, Yunan sanatları, sanat eserleri, desen gibi dallara ayrılan kısımlardan oluşuyor. Ben müzenin içerisinde ki bölümleri ve hangi ülkeden hangi eserleri sergiliyorlar araştırdım .
Yunan Antikalar
Zemin kat, Sully kanadında ki Oda 12’de Venus de Milo’nun görkemli ve yumuşak dökümlü kıvrımlarını görebilirsiniz. 2000 yıllık varlığı boyunca kollarını kaybetmiş olsa bile, dünyanın en ünlü antika heykelleri arasında. Venus’un hemen uanında başka bir antik Yunan sanatı başyapıtı olan Athena Parthenon Frieze’nin bir bölümünü görürsünüz. Çok iyi korunmuş kabartmalar genç kızların bilgelik tanrıçası Athena onuruna yaptıkları bir seromon’ye katılımlarını tasvir eder. Kabartmalar figürler o kadar zarif giysiler giydirmişler ki, mermerden yapıldıklarına inanmak güç oluyor.
 
Mısır ve Yakın Doğu Antikalar
Her ansiklopedik müzede olduğu gibi, mumyaların ve sfenkslerin doldurulduğu galeriler her zaman kalabalık. Çoğu uzaman, Louvre’un Mısır koleksiyonunun en dikkat çekici eserlerinden biri olan ”The God Amun Protecting Tutankhaum”un genç firavunun birebir portresini yansıttığını düşünürler. Bununla birlkikte müzenin eski Yakın Doğu Antikalar koleksiyonu belki de Mısır koleksiyonundan daha geniştir. Bu eserlerin sergilendiği salonlar turist kalabalıkları ile ağzına kadar dolu değildir.
Louvre, içinde ki eserler olmadan bile tarihi bir başyapıttır aslında. Hem 12.yüzyıldan kalma temellerini (Sully kanadında) hem de neredeyse 700 yıl sonra yapılmış olan 3. Napolyon’un resmi dairelerini ziyaret edebilirsiniz. 
 
Rönesans Sanatı
Grand Gallery  Louvre’un uzun ana yollarından biri ve baş yapıt koleksiyonda ki tabloların çoğunu içeren odalar, ağının merkezinde yer alıyor. Eğer antik Yunan heykeli Nike’nin durduğu merdivenlerden Grand Gallery’e doğru geliyorsanız Winged Victory of Samothrace ve Fra Angelico’nun The Coronation of the Virgin eserlerini görebilirsiniz. Parlak, çok renkli 15.yüzyıl tablosu Floransa yakınlarında ki Dominik manastırı için yapılmış . Galeri boyunca, ilerlerken büyük olasılıkla Meryem’in bir Hristiyan çocuk ve kuzeni John The Baptist ile oynarken resmedildiği ” Raphael’in harika ‘La Jardiniere’ eserinin başı her zaman kalabalıktır. Bu eserin tam karşı duvarında, Raphael’in arkadaşı ve Papa ile Urbino dükünün elçisi olan ressamın ‘ Portrait of Baldassore Castigliona ‘ tablosunu es geçmeyin. Leonardo da Vinci’nin daha çok Mona Lisa olarak bilinen ” La Gioconda” tablosu kuşkusuz Louvre’un en ünlü tablosu.
 
Fransız Tablolar
Fransız Neoklasik ve Romantik sanatının başyapıtlarına ev sahipliği yapan 75 ve 77 numaralı odalara hemen Mona Lisa tablosunun arkasında ki kapıdan girebilirsinizBu odalar çok kalabalık olsa da, devasa resimler herkesin görebileceği kadar büyüktür. En büyük ve tartışmalı olsa da en dramatik olan tablo, Thedore Gericault’un ‘ The Raft of the Medusa’ Medusa’nın Salı tablosudur. Tablo da, bir grup insanın hayatta kalan kazazedeler, dalgalarda sürüklenmekte olan saldadırlar. Ve kazazedelerden biri ufuk noktasında güçlükle görünen bir tekneye beyaz bir elbise parçası ile işaret vermektedir. Bu resimde ki derinliği ve karanlık gölgeleri yaratmak için Gericault boyalarına zift karıştırmıştır. Fakat bu siyahlık zamanla bazı yerlerde kırışmıştır. Ve düzenli bakıma ve de korumaya rağmen tablo gittikçe kararmakta ve daha az görülür hale gelmekte. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir