Prag Siyah Pelerinli Bir Kent

Her şehrin kendine özgü bir rengi vardır. Akdeniz şehirleri ışığın sarısıyla mavinin turkuvazı arasında gidip gelirken; Endülüs kırmızıya, kuzeyin şehirleri de buz rengiyle koyu yeşile boyanır. Ürkütücü olarak adlandırılan siyah ise, tüm heybetiyle Orta Avrupa’daki bir kenti, Prag’ı örter ve kenti şaşırtıcı biçimde çekici kılar. Siyah oluşturduğu gizemli ve büyülü bir atmosfer yaratarak kentin bir lego gibi duran yapılarının arasına, yansımalarla dolu sokaklarına karışır. Bugün, yalnız Çek Cumhuriyeti’nin değil, dünya kültürünün de göz bebeklerinden olan Prag, siyah pelerinli bir kent adeta. Prag’a gitmek demek, ona tutkun bir şair olan Nezval’in sözcükleriyle, “yağmur parmaklı” bir kentle el ele tutuşmak demek. İşte böyle söylüyordu ünlü şair. Prag’ı ilk kez gören kendini masalsı bir dünyanın içinde buluyor. Gotik yapılarıyla bir Ortaçağ dokusu oluşturan kentte gezmeye başladığınızda kral ve kraliçelerin kuklaları, Bohemya’nın cam işleri, gölge tiyatroları, söylenceler ve Vltava Nehri’yle karşılaşırsınız. Nehrin iki yakasını taş bir kolye gibi birbirine bağlayan Karlovi Köprüsü, kentin yaşam damarı gibidir. Sabahın erken saatlerinden başlayarak gece yarısına kadar büyük kalabalıkları, müzisyenleri, cambazları ve kukla oynatıcılarını konuk eder. Yabancılar, köprüyü yaptıran Kral IV. Charles’ın adıyla anarlar. Altı yüzyıllık bu köprünün sağlamlığını, harcına yumurta karıştırılmasına ve müneccimlerin söylediklerine uyularak, temelinin Satürn’ün Güneş’le buluştuğu gün atılmasına borçlu olduğuna söylenir.

Prag I Karl Köprüsü

Avrupa’nın merkezinde, imparatorlar, yazarlar ve sanatçılar tarafından şekillenen bir şehir yatıyordu. Gotik yapılarıyla, 19. yüzyıl zenginliğini koruyan ve 20. yüzyılın modernizmi ile Prag gerçekten de eşi benzeri olmayan bir şehir. Bu kentte seyahatim işte tam böyle düşünerek başlamıştı ‘ eşsiz şehir ‘. Görmek için hep ertelediğim, onun yerine başka yerleri tercih ertemden dolayı ertelediğim şehir. Zamanı gelmişti ve artık görmeliydim. Geçen aylarda seyahat ettiğim Prag, gerçekten hiç bir yere benzemiyordu. Masal kitaplarından çıkartılmış ve oraya kondurulmuş bir kentti sanki. Harika mimarisi ve köklü kültürüyle ünlü ve bu da Charles Köprüsü ve Prag Kalesi gibi eski anıtları keşfetmek isteyen benim gibi  tarih severler için mükemmel bir yer haline gelmişti. 

Prag Old Town

Prag Gezi Rehberi 

9. yüzyılda Bohemya krallarının kurdukları Prag’ı gezdikçe, bir kentin tarihinin nasıl böylesine korunduğuna şaşırıyor ve kimi sokaklarda zaman duygumu yitiriyorum. Golz-Kinsky Sarayı, St. Nicholas Kilisesi ve birçok gotik yapıyla çevrili kent meydanı buranın yüreği. Dünyanın en güzel meydanlarından birinden, Astronomik Saat’in de bulunduğu Eski Kent Meydanı’ndan başlıyorum kenti gezmeye. Meydanda, döneminin aydınlanma simgesi olan astronom Tyco Brahe’nin mezarını da barındıran Tyn Kilisesi ile her saat başı çalarken içinden çıkan havari heykelcikleri nedeniyle yüzlerce turisti altında toplayan 632 yaşındaki ünlü Astronomik Saat Kulesi de bulunur. Ancak  Astronomik Saat Kulesi altı aylığına bakıma girdiğinden dolayı üstü örtülüydü. Tyn Kilisesi’nin 80 metre yüksekliğindeki ikiz kuleleri geceleri ışıklandırıldığında, kafelerden birine mutlak oturun ; ellerindeki meşalelerle gösteriler yapanları seyredersiniz. Kentle özdeşleşen Franz Kafka’nın babasının bir zamanlar işyeri olan ve şimdilerde bir “Kafkahane”ye dönüştürülen bina da bura yer alıyor. 

Prague staromestske namesti

Vltara nehri üzerine kurulu Prag, Çek Cumhuriyetinin en büyük kenti. Bu büyülü köprüleri, katedralleri, altın uçlu kuleleri ve kilise kuleleri ile göz kamaştırıcı. Şehirde yaklaşık 1,3 milyon insan yaşıyor. Orta Çağ’dan bu yana Prag dünyanın en güzel şehirlerinden biri olmasının yanı sıra Orta Avrupa’nın politik, kültürel ve ekonomik merkezi olma saygınlığını kazanmış bir şehir. Şehir Romanesk döneminde kurulmuş ve Gotik ve Rönesans dönemlerinde gelişmiş. İlk yerleşimlerin Paleolitik Çağ’a kadar uzandığı şehir, Bohemya bölgesinde bulunuyor. Bohemya ismi şehrin Zavist bölgesinde yerleşen Keltlere kadar dayanıyor. Keltler, Kavimler Göçü sürecinde bölgeyi terkederek burayı Slavlara bırakmış ve 8. yüzyıla kadar Slav topluluklar, burada yerleşim yerleri ve savunma yapıları kurarak şehri şekillendirmişler. Şehir günden güne gelişmeye devam ederken, Bohemya olarak adlandırılan bölge de Krallık olarak anılmaya başlamış. 14. yüzyıla gelindiğinde, Roma İmparatoru ve Bohemya Kralı ünvanını alan IV. Chales döneminde Prag, imparatorluğun başkenti olmuş. O dönemde Prag, Roma ve İstanbul’un ardında Avrupa’nın en büyük üçüncü şehri olarak öne çıkmış.

Prag

V. Charles döneminde, hem Bohemya bölgesi hem de Prag adeta altın çağını yaşamış. Fakat, Bohemya, imparatorun ölümünün ardından uzun bir kargaşa dönemine girmiş. Kargaşa dolu yılları 30 yıl savaşları takip etmiş. 1800’lü yıllara gelindiğinde Fransa’da başlayan milliyetçilik akımının etkisi Prag‘ı da etksi altına almış. Miliyetçilik akımının da etkisiyle 1. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan Çekoslovakya’ya başkentlik yapan şehir, 2. Dünya Savaşı yıllarını Nazi işgali altında, Soğuk Savaş dönemini SSCB hegomanyası altında geçirmiş. Kadife Devrimi’nden sonra ise yeni kurulan Çek Cumhuriyeti’ne başkent olan Prag, zengin tarihi dokusu ile günümüzün büyülü destinasyonları arasında yer almaya devam ediyor.

Prag

Romantizm duygusunu alevlendiren bir kent Prag. Devasal parkları ve çiçekleriyle gövde gösterisi yapıyor adeta. Aynı zamanda büyük bir konser salonuna da sahip. Sokak çalgıcılarının flüt ve akordiyon ile yaptıkları müzikler kulaklarınızın pasını alıyor. Sokaklarda dolaşırken Mozart ya da Don Giovanni giysili gençler elinize kâğıt tutuşturduklarını görünce şaşırmayın. Her gece öyle çok konser düzenleniyor ki kentte, duyurmak için duvarlar yetmiyor. Ama iki besteci var ki, kemanlar onların yapıtlarını çalarken, gümüş notalar sıçratırlar kulaklarımıza: Smetana ve Dvorak. Bu iki Çek bestecinin kentteki müzeleri ziyaretçi akınına uğruyor.

Prag Old Town

Avrupa’nın en eski üniversitesinin bulunduğu Prag’ı yükseklerden görmek için Hradcany Tepesi’ndeki Kale’ye çıkmalısınız. Kalede, küçücük evlerin sıralandığı Golden Lane Sokağı, bir zamanlar burada yaşadıkları söylenen simyacılarla ünlü. St. Vitus Katedrali ise, mimari görkemi kadar Mucha’nın yaptığı vitraylarla da dünyayı şenlendirmekte. Oyuncak Müzesi’ni gezerken, çocukluğunuzun kurşun askerleri, tahta atları, bez bebekleri canlanıyor hayalinizde. Kaleden aşağıya baktığınızda gözleriniz bir geçmiş zaman dürbününe dönüşüyor. Kırmızı damların, sivri kulelerin, köprülerin altında bir perinin değneğiyle dokunup sonsuz kıldığı bir Prag yatıyor.  Daha sonra yolunuzu en popüler ve tarihi bölgelerinden biri olan Staroměstské Náměsti’ye (Eski Şehir Meydanı) giderek Prag şehir merkezine kendinizi alıştırın. Restoran, bar ve publarla dolu meydan, haftanın hangi günü olursa olsun her zaman kalabalık. Bu, sizi Prag’ın koşuşturmacasına alıştırmaya yardımcı olacaktır. Burada saat 14:10’da saat kulesine yerleştirilen ve dünyanın en eski çalışma saati olan Astronomik Saat’i bulacaksınız. Kısa bir yürüyüş mesafesinde, 14. ve 15. yüzyıllar arasında inşa edilen güzel Charles Köprüsü vardır. Köprü 30 heykelle süslenmiş, bunlardan biri de Nepomuk Şehit Aziz Yahya’nın bir efsanesidir . Efsaneye göre bu heykele dokunmak size iyi şanslar getirir. Charles Köprüsü ve Vltava Nehri’nin doğu kıyısı boyunca uzanan işlek bir yol olan Smetanovo nábřezi’ye dönün . Cadde, klasik, geleneksel Çek mutfağının modern bir yorumunu sunan bir restoran ve salon olan Okul’a ev sahipliği yapıyor. Vltava’nın muhteşem manzarasını seyrederken, sarımsak çorbası ve sığır eti tartarı gibi güncellenmiş yerel yemeklerin tadını çıkarabilirsiniz. 

Prag

Prag Gezisi 
Metronun ve trafiğin düzenliliği ulaşımı çok kolaylaştırsa da siz kenti yürüyerek gezmeye çalışın. Kentin “görülmezse olmaz” yerlerini sıralayayım: Sternberg Sarayı, Loreto, Dekoratif Sanatlar Müzesi, Maisel Sinagogu, Ulusal Müze (ki, içinde meteorlardan doldurulmuş hayvanlara kadar her şey var), Eski-Yeni Sinagog, St. Nikolas Kilisesi, Kampa Adası, Wallenstein Bahçesi, Belvedere ve Royal Bahçeleri, Mucha Müzesi. Bir akşamüstü Vltava’da gezi teknelerinin birine binin ve nehirde yüzen kuğuların batan güneşin ışıklarıyla nasıl birer yüzen altın gemiye dönüştüğünü görün. Sonra kıyıdaki lokantalardan birine oturup kentin üzerine inmeye başlayan geceyi, klasik müzik ve caz notaları arasında karşılayın. Siyah bir düşün içindeki eldiven gibi inen geceyi “black light theatre” diye adlandırdıkları, görsel şölenlerden birinin sergilendiği tiyatrolardan birinde bitirin.

Prag I Vltava Nehri

Prag halen Ortaçağ’ın izlerini taşıyan şehirler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Kuşkusuz, 2. Dünya Savaşı’nda çok fazla hasar görmemiş olması, şehrin büyüsünün bozulmamasının en büyük etkenlerinden biri. Barok ve gotik tarzı yapılar, ziyaretçileri bambaşka bir döneme taşıyor. Şehrin en eski meydanı olarak bilinen ve 1992 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren Eski Şehir Meydanı (Old Town Meydanı), kafe, restoran, bar ve alışveriş mağazaları ile günün her saati cıvıl cıvıl. Eski Belediye Binası ziyaretçiler için hem muhteşem bir şehir manzarası sunuyor hem de bodrum katında yer alan Romanesk ve Gotik dönemlerden kalma labirent evler ve odalarla ziyaretçileri tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Astronomik Saat ise 12 saat dilimi ile 12 burcu temsil ediyor ve 3 kısımdan oluşuyor. Saat, havari figürleri ve 4 heykelin bulunduğu kısım, Ortaçağ’ın evren görüşünü temsil eden astronomik kadran, tarihi ve burç işaretlerini gösteren takvim kadranı kısmı olmak üzere 3 kısımdan oluşuyor. Her saat başı bir dakikalık animasyon ile ziyaretçilerin ilgisini topluyor.

Prag

Sonbaharda gotik bir altın külçeye dönüşen Prag’da söylencelerin, kuklaların, simyacıların ve tarihin içinde kayboluyorsunuz. Göreceksiniz ki, siyah bir mıknatıs gibi sizi kendine çeken kent kolay kolay bırakmayacak sizi

Prag

Prag’da Gezilecek Yerler 
Gelelim şehrin demirbaş yerlerine . Prag’ın birçok yerini keşfetmek bir haftanızı alabilir. Ancak daha az bir zamanınız varsa önemli yerlerini baştan görmek önemli. Şehrin arnavut kaldırımlı şeritli labirenti ve gizli avluları her gezginin keşfetmesi gereken yerlerden. 

Prag Kalesi 

Prag Kalesi

Prag Kalesi aynı zamanda Çek Cumhuriyeti cumhurbaşkanının resmi konutu ve ülkenin en seçkin kültür anıtlarından biri. Kalenin 870 yılına kadar uzanan kısımları ile UNESCO Dünya Mirası, Prag’ı ziyaret eden tarih tutkunları için mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında yer alır. Dünyanın en büyük antik kalesi; alanı 7.28 hektar. Prens Borivoj tarafından 883 yılında ahşap bir kale olarak kurulmuş, ancak yüzyıllar boyunca etkileyici lentil kasabasına dönüştürülmüştür . Binbaşı rekonstrüksiyonu 18. yüzyılda Maria Theresa tarafından yapılmış ve o zamandan beri Castle klasikist yüzünü koruyor. Kale bölgesindeki en önemli anıt, Avrupa’nın en güzel Gotik katedrallerinden St. Vitus Katedrali’dir. 1344’te Charles IV tarafından kurulmuş, ancak 1926’ya kadar bitmemiş. Çek yöneticilerinin ve Taç Kuyumcularının depolarının gömüldüğü yer .
Prag Kalesi’ndeki bir başka ilginç anıt, Eski Kraliyet Sarayı , St. George Bazilikası ve Altın Kulvar’dır.

Charles Köprüsü

Charles Köprüsü

Bu 14. yüzyıldan kalma köprü üç kuleyle çevrili ve çoğunlukla azizleri temsil eden 30 adet Barok heykeliyle dekore edilmiş. 621 metre uzunluğundaki yaya köprüsü, Prag’daki en çok görüntülenen yerlerden biri ve çoğu zaman kendi el sanatlarını satan sanatçı ve zanaatkârlara ev sahipliği yapıyor. Dünyanın en muhteşem köprüsünden biri olarak gösteriliyor. Vltava Nehri’nin karşısındaki Yeni Kenti ve Eski Kenti birbirine bağlayan Charles Köprüsü, Prag’ın en ünlü ikonu. 1357 ve 1402 yılları arasında inşa edilen Karluv en kraliyet alayı, savaşlar, grizzly infazlar (bugün hala izlerini görebilirsiniz) ve hatta Hollywood’da gişe rekorları kıran filmlere sahne olmuş En önemli özelliği? Köprüyü başlangıcından bitişe kadar uzanan 30 heykelle süslü olması. 

Kampa Adası
Karl Köprüsü’nün hemen altında yer alan Kampa Island , modern sanat müzesi, David Černý’nın emekleyen bebeklerin dev heykelleri ve Çek aktör Jan Werich’in eski evine Werich ev sahipliği yapıyor. Yapay Devil’s Stream kanalı adaya doğru ilerler ve kısa ama pitoresk tekne gezilerine izin verir.

Petřin Gözetleme Kulesi
Petřín Tepesi’nin de bulunan bu 63 metre yüksekliğindeki çelik kule, şehirdeki en iyi gözlem platformlarından birine sahip. Eyfel Kulesi’ne benzeyen kule özellikle geceleri çok güzel.

Prag

Prag Lesser Town
Bu sevimli küçük kasaba , 1257’de Prag Kalesi’nin altındaki yamaçlarda kurulmuş . Yakın zamanda yapılan herhangi bir inşaattan etkilenmediği için Barok görünümünü korumayı başarmış. Huzurlu küçük meydanlar, sokaklar, tarihi bahçeler ve hala turistler ve bekarlığa veda eden gruplar tarafından keşfedilmeyi bekleyen açık hava restoranları bulunuyor. 
Lesser Town Binbaşı Anıtı, Prag’daki Barok mimarisinin en güzel örneği olan St. Nicolas Kilisesi’dir .

Prag Eski Şehir
Bu kasabanın tarihi 10. yüzyıla kadar uzanıyor. Orta Çağ’dan kalma pek çok küçük sarp sokağı , gotik ve Barok kiliseleri vardır, ancak Eski Kent’teki ana cazibe , Eski Belediye Binası ve Astronomik saati ile Eski Kent Meydanı’dır . Meydan ve semti sık sık turistlerle dolu. 

Prag Yahudi Mahallesi
1781’deki reformları Yahudiler için yaşam koşullarını kolaylaştırmaya yardımcı olan imparator II. Prag’ın bu kısmı genellikle Yahudi tarihi ve kültürü hakkında bilgi edinmek isteyen insanlar tarafından ziyaret ediliyor. Hitler’in bekarlığa veda partisinin II. Dünya Savaşı’na dokunmadığı için çok sayıda değerli esere sahip. Onun amacı, soyu tükenmiş bir ırkın egzotik müzesini açmaktı. Bu fikir sayesinde Prag, Avrupa’nın en eski korunmuş Yahudi mezarlığına ve en eski çalışma sinagoguna sahiptir. Prag Yahudi Mahallesi’nde yaşayan en ünlü şahsiyetler ünlü yazar Franz Kafka (1883 – 1924) ve mistik homunculus Golem Rabi Löw’ün (+1609) yaratıcısıdır.

Prag Yeni Şehir
Dikkatli bir şekilde planlanan yeni şehir, 1348’de Charles IV tarafından kurulmuş. Esas olarak esnaf ve sanatkârlar tarafından işgal edilmiş. Prag’ın ana meydanı olan, aynı zamanda gece eğlence merkezi olan Wenceslas Meydanı meşhurdur . Stag partileri arasında Prag’ın en popüler kısmı. 

Dan Eden Ev 

Dans Eden Ev

Dans Eden Ev. Birbirleriyle dans eder gibi görünen iki bina, iki mimar Vlado Milunic ve Frank Gehry tarafından, ABD’li dansçı ve şarkıcı ikili Fred Astaire ve Ginger Rogers’tan ilham alınarak tasarlanmış. Bu nedenle ‘Fred ve Ginger ‘ olarak da anılan binaların dans ediyor izlenimi vermesi için her biri farklı şekil ve boyutlarda 99 beton panel kullanılmış. Böylece, camdan yapılan ‘Ginger ‘ adlı kulenin betondan yapılmış ‘Fred’e sarılmış gibi görünmesi sağlanmış. 1996 yılında tamamlanan bu binalardan Fred’in tepesine yerleştirilen ve saı andıran küçük metal kubbeye de ‘Medusa’ ismi verilmiş. 

Prag’da Ne Yenir?

Tipik bir Avrupa mutfağına sahip olan Prag, Viyana’nın şinitselini ya da Roma’nın pizzasını masanıza getiriyor. Dünya mutfağından da lezzetler sunan şehir, yeni lezzetler keşfetmek isteyenler için de alternatifler sunuyor. Örneğin, Çekyalılar için vazgeçilmez tadlarından biri olan kızarmış ördek, tavşan bacağı, dana eti, sarımsak ile servis edilen tavşan ve lahana salatası ve zeytinyağı ile servis edilen kaz bacağı, deneyebileceğiniz tadlar arasında yer alıyor. Ayrıca Prag, yemeklerinizi dünyanın en kaliteli biraları ile tamamlamanıza olanak tanıyor. Üstelik bazı restoranlar kendi biralarını üretiyor. Yemek için önerim Legií Köprüsü yakınındaki Café Slavia. Nâzım Hikmet Prag’a geldiğinde burada oturur, kendisine İstanbul’u anımsatan köprüye ve Vltava Nehri’ne bakıp dizeler yazarmış. Yemekten sonra, dünyanın en güzel kütüphanelerinden Klementinum’a uğramayı ihmal etmeyin. Akşam yemeği için ise Mlýnec Restaurant.

Prag’a Nasıl Gidlir ?
Mimarisiyle barok ve gotik dönemlere seyahat ettiren şehir Prag, İstanbul’a uçakla sadece 2 saat mesafede . Prag Vaclav Havel Havalimanı’ndan Çekya Demiryolları’na bağlı olan Airport Express veya belediyenin sefer yapan otobüsleri ile şehir merkezine kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ayrıca Prag Airprort Transfer, Prague Airport Shuttle, Fix Taxi gibi özel transfer alternatiflerini kullanabilirsiniz.

10 Replies to “Prag Siyah Pelerinli Bir Kent”

  1. Prag dünyanın en güzel şehirlerinden biri bencede. Kışı ayrı yazı ayrı güzel bir şehir. Her ikisinide yaşamak gerekir. Çok güzel bir yazı olmuş .

  2. Kaç kere gittim hatırlamıyorum ancak hep gidebileceğim şehirlerden biri Prag. Hele ki sonbahar’ı ayrı bir güzel.

  3. Prag gerçekten çok güzel bir şehir. Aynı masallarda ki şehirlere benzer. Prag’a gitmişken merkezden çıkıp diğer yerlerinide görmenizi tavsiye ederim.

  4. Orta Çağ’ın koruyabilmiş nadir şehirlerden. Eskinin kıymetini bilmişler ve bu da onları dünya çapında turistlerim göz bebeği bir şehir yapmış.

  5. Prag’aa gitme şansım daha olmadı. Fakat gezmiş kadar oldum sayenizde. İnşallah en yakın zamanda bu güzel şehri görme şansım olur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir