Mimarlık Seven Gezginler için En İyi Şehirler

Mimarlık ya da tasarım için ‘ dünyanın en iyisi’ olarak gösterilen şehirlerin hepsinin evrensel bir çekiciliği sahip olmasını bekleyemeyiz ancak çoğunun unutulmaz bir şehir manzarasına sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bir şehir birçok şey tarafından şekillendirilebilir.Örneğin yemek mekanı ya da alışveriş seçeneklerinin bolluğu. Fakat belki de hiçbir şey, mimarisi kadar belirgin bir yere sahip olmaz. Bir şehrin görsel tasarımı sizi çok özel diyarlara götürebilir. Mimarlık ve tasarım meraklıları seyahat tutkunları için ziyaret edebilecekleri en iyi mimarlık yapılarını barındıran şehirleri yazdık.

Atina-Yunanistan: Klasik Çağ

Parthenon Tapınağı – Yunanistan

Yunanlılar M.Ö 600 yıllarında yapılarında taş kullanmaya başlamışlar. Atina M.Ö. 480-323 arasında çok büyük bir imparatorluğun başkentiydi. Akdeniz’deki neredeyse bütün kolonilerde Yunan tapınakları ve tiyatroları inşa edilmiş. Antik Yunan mimarisinin en önemli yapıları ‘ Tapınaklar ‘mış ve Yunanlılar tapınakları tanrının evi olduğuna inanırlarmış . Klasik çağ dönemi olan  M.Ö.5. yüzyılda inşa edilen tapınaklarının en gösterişlisi, Atina Akropolü’ndeki Parthenon olarak gösterilir. Parthenon tapınağının tasarımı ve heykeltraşlık işleri zamanın ünlü heykeltarış Phidias tarafından yapılmış. Atina’daki mimariyi ve dünyaca ünlü kalıntıları ziyaret etmek , taş işçiliğinin M.Ö. 400 yıllarına dayanan antik Yunanistan’a tapınakları ve asırlık sütunları mimarlığa ilgi duyan seyahat severler için bir hazine niteliğinde adeta.  Klasik mimarinin mükemmel örnekleri olan, Hephaestus Tapınağı, Olimpiya-Zeus Tapınağı ve tabiyi ki bir ikon olan Parthenon’a ziyaret etmek harika bir seyahat olabilir. 

St.Petersburg- Rusya: Rokoko

Catherine Sarayı- Rusya

Rokoko hareketi, barok akımın ardından gelişen ve dönemin son ifade tarzı olan, bolca süslenmiş  18. yüzyıl Avrupa stilidir. Paris’te doğmuş, daha sonra tüm Avrupa’ya yayılan bir sanat üslubudur. Rokoko’nun kaynağı bakıldığında Barok’ tur. Fakat, Barok stiline sadık kalmamış, zaman zaman da tepki de göstermiştir. Mimari ve dekorasyonun Rokoko stili Fransa’da 18. yüzyılın başlarında 15. Louis’in hükümdarlığı altında, 14. Louis’in daha resmi ve geometrik stiline karşı bir tepki olarak doğmuş. Stil rocaille veya rocaille tarzı olarak biliniyormuş. Avrupa’ya, özellikle Bavyera, Avusturya, Almanya ve Rusya’nın diğer bölgelerine hızla yayılmış. Bugün Rusya’da Rokoko hareketinin izlerini görmek mümkün. En iyi örneklerden birisi ise Katerina Sarayı ( Catherine Sarayı ). Katerina Sarayı, Rusya’nın Sankt-Peterburg kentinin 30 km güneyindeki Tsarskoye Selo kasabasında bulunan bir Rokoko tarzı saray. Rus İmparatorluğu döneminde çarlarının yazlık ikametgâhı olarak kullanılırmış. Saray 1733 yılında Bir Alman mimar tarafından yapılmış.

Roma – İtalya: Barok

Trevi Fountain Niccola Salvi İtalya

Romalılar dünyada büyük inovatörler olarak biliniyordu, bu yüzden Roma kentinin, antik Klasik dönemleri olan Romanesk, Gotik ve Rönesans tarzında her mimari üslubun örneklerinden görmek mümkündür. Bugün şehir’in büyüklüğü, zenginliği ve ışık ile gölge arasındaki karşıtlığıyla bilinen 17. yüzyıl Barok mimarisinin en büyük merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Barok mimari, ilk olarak Rönesans’ın katı kurallarına bir tepki olarak İtalya’nın başkenti Roma’da ortaya çıkmış. Çok geçmeden 17. yüzyılda İtalya’nın en popüler üslubu olmuş ve diğer Katolik ülkelere yayılmış. Barok Mimarisi, bu dönemin devlet ve kilisesinin mut­lak egemenliği yapılarda,özellikle saray ve kiliselerde görülüyormuş. Sarayın gösterişli büyüklük duygusu, özellikle saray yapısında simgeleniyormuş. Roma’da Barok mimarinin en güzel örnekleri;Aziz Petrus Meydanı, Sant’ivo alla sapienza, church of the gesu, San carlo alle quattro fontane, Santa susanna church ve Trevi Çeşmesi.

Barselona – İspanya: Katalan Modernizmi

La Sagrada Familia

Barselona ,2000 yıllık tarihi ile İspanya’nın en çok ziyaret edilen şehirleri arasında. Akdeniz’in İncisi olarak örnek ve modernist kent olarak gösteriliyor. Barselona’nın çok katmanlı yapıları, tarihi, modern eserleri, kültürü ve iklimi gidilip görülmek için seçilen önemli şehirlerden olmasının yanı sıra mimarlar için ayrı bir öneme sahip olmuş. Gaudi’nin başını çektiği modernizm akımıyla planlanmış ve 1900’ lerden kalma grid planlı şehirleşmesi her zaman ilgi çekiyor. Şehrin dokusunun düzeni bugün pek çok araştırmanın konusu olmakla birlikte, yapıların korunmasının önemi açısından da mimarinin odak noktası haline geldi. 19. yüzyılın başlarında Katalan mimar Antoni Gaudí sevdiği şehirde, modern, gotik ve oryantal tekniklerini kullanarak kentsel mekanlar yaratmak istedi . Gaudi , Barselona’nın çevresinde yürüyüş yerleri, seramik ve vitray mozaiklerini çalışmalarında yoğun bir şekilde kullandı. Park Güell’in de dahil olduğu dalgalı taş işçiliği ve demir işçiliği ile bitmemiş başyapıtı La Sagrada Familia sayesinde eserleri doruğa ulaştı.

Floransa – İtalya: Rönesans

Santa Maria Novella Bazilikası

Rönesans’ın doğum yeri olan Floransa,müzeleri, sanat galerileri, tarihi binaları, yetiştirdiği ünlü sanatçıları ile sanatseverin seyahat tercihinde en başta geliyor. Avrupa’nın en eski sanat merkezlerinden biri olan Floransa, Toscana Bölgesi’nin başkenti konumunda .Floransa, başlı başına bir açık hava müzesi niteliğinde adeta.Sanatın iç içe geçtiği Floransa’nın sokakları, köprüleri, restoranları, katedralleri ve müzeleri bu şehri her yıl binlerce turistin uğrak noktası haline getiriyor. Floransa görülmesi gereken çok önemli mimari yapılara sahip. Rönesans döneminden kalma süslenmiş fakat simetrik ve geometrik yapıları, sütunları , kubbeleri en dikkat çeken mimari yapıları arasında. Floransa’nın Duomo ve Santa Maria Novella Bazilikası en çok ziyaret edilen yerlerden. 

İstanbul- Türkiye: Bizans-Osmanlı

AyaSofya- İstanbul

Mimarlık tarihinin günümüze kadar ayakta kalmış en önemli anıtları arasında yer alan Ayasofya Müzesi ,Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilisesidir. Aynı yerde üç kez inşa edilmiş. Ayasofya Doğu Roma İmparatorluğu boyunca hükümdarların taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüş. Tarih, kültür ve tasarım açısından zor rastlanan bir Müze olan Ayasofya, iki imparatorluğun izlerini günümüze kadar taşımış.

Marakeş – Fas: Mağribi mimarisi

Kutubiye Camii .

Zenginlik karması Fas çarpıcı mimarisi, tüm zenginlikleri içinde barındıran kendine özgü sanatı,dekorasyonu,mutfağı ve mimarisiyle egzotik havasıyla çekiciliğini her daim koruyan bir şehir. İç avluları ve bahçeleri olan saraylar, açık pencereli evleri Fas’a özgüdür ve mahremiyete önem verirler. Faslılar alçak pencereli evleri, kilden yapılmış ev duvarları hayatlarına samimiyet ve lütuf duygusunu kattığına inanırlarmış. Şehirde en dikkat çeken mimari yapılar 17. yüzyıl boyunca korunan Mağribi yapıları ayrıca olağanüstü mozaiklere sahip bir şehir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir