Ege’de Bir Güzellik Meis Adası

Yunanistan sularından çok uzakta olmasına rağmen, kendi kimliğini koruyabilmiş bir ada Meis Adası yani Yunanlıların değimiyle KastellorizoDış dünyaya Kaş üzerinden bağlanan Kastellorizo’yu, Kaş’tan kalkan bir bottan gördüm. Ege’nin oscarlı yıldızı desem yanlış olmaz. Adanın daha sonra bende nasıl hisler bırakacağını bilmeden. Denizden yükselen bu küçük kayalık şeklinde ki ada, Kaş sularından sadece iki mil uzakta olmasına karşın kendi dünyasını yaratarak sessizliğe ve sakinliğe gömülmüş. Kaş son yıllarda fazla betonlaştırılmış fakat Güney Türk kıyılarında bulunan Meis Adası her şey sıkı denetim altında tutuluyor. 

Meis Adası
Meis Adası

Meis Adasına Gidiş  
Yaz mevsimi geldiğinde Yunanistan’ın adaları daha bir yüceliyor sanki. Meis adası , Türk kıyılarına çok yakın olan Yunanistan’ın minik bir adası ve rüzgarların doğru estiği günlerde, kebapların diğer tarafta ızgara kokusunu hissedebilirsiniz. Ada da 2011 nüfus sayımına göre 500 kişiden az bir kişinin yaşadığı tespit edilmiş. Yunanistan’ın en doğu ucunda yer alan Meis adası her şeyin ötesinde , sakinlik ve huzur kavramları yeni bir anlam kazanıyor. Kalabalıktan kaçmak ve Yunanistan’ı çok turistik adalarında tatil yapmak istemiyorsanız bu adadan daha iyi bir yer yok gibi görünüyor. Kaş’tayız ve bir günümüzü Meis Adasında geçirmek istiyoruz. Pasaportlarımızı bir gün önceden Kaş’ın merkezinde bulunan meisexpress acentesine bırakıyoruz. Ertesi gün sabah 10:00’da gümrük kapısına gidip feribotumuza biniyor ve 20 dk içerisinde Meis adasında buluyoruz kendimizi. Bu kadar kısa zamanda Meis adasında olmak bizi çok mutlu etse de , gümrük kapısında bulunan polislerin neredeyse bizi 45 dk kadar kapıda bekletmesi pek hoş olmamıştı. Gümrükte sıkı bir güvenlik var, daha önce bir çok Yunanistan adasında gitmiş ve girişlerinde hiç bir sorun yaşamamışken Meis adasında ki bu tutumu pek anlayamadık.Gümrük polislerinin her giren kişinin pasaportlarının sayfasına tek tek bakması biraz Meis adasına girişi uzatıyordu. Sıra bize geldi tek tek pasaport sayfalarımız incelendi içeri girdik parmak izi verdik ve tekrar içeride ki polis pasaportunuzun sayfalarını inceledikten sonra Meis adasına ayağımızı atmış olduk. Biraz meşakkatli ve zor olsa da adaya sonunda girebilmiştik. On iki ada’nın kenarındaki bu şirin ada hiddetli bir Yunan olmasına rağmen bize son derece misafirperver davranmıştı. 

Meis Adası
Meis Adası

Ege’de Bir Güzellik Meis Adası
Varışımızda limanın güzelliği karşında suskun kalıyoruz. Meis adasın’da limanın hemen girişinde adaya adını veren küçük haçlı kalesi ve karşıda “katoukia” denen patika yol ile tırmanılan manastır ilk gözümüze ilk çarpanlar oluyor. Asıl en çok ilgimizi çeken şey limanda ki cami oldu. 1169 hicri 1755 tarihli, bu 18’inci asır cami ilk elde buraya yerleşen küçük yeniçeri birliğinin ve ticaretle uğraşanların uğrak yeri olmalı; bugün ise müze olarak kullanılıyor. Adada tıpkı Kaş’ta olduğu gibi Likya mezarları bulunuyor ve aynı eski kıyı kasabası Kaştaki gibi iki katlı şirin evlerle şehrin manzarasını oluşturuyor. iki ve üç katlı neoklasik tarzda inşa edilmiş konaklar, renkli cephelerini önce denize sonrasında da gözlerinize yansıtıyor. Arnavut kaldırımlı sokakları ve geleneksel renkli evleri adanın Pigadia ve Chorafia’a bölgelrinde yürüyüşünüzü bayağı bir güzelleştiriyor. 

Meis Adası
Meis Adası

Meis’te Ne Yapılır?
Meis adasının ünü dünyaca ünlü bir film olan Oscar ödüllü Mediterraneo filminin çekildiği yer. Filmi seyredenler hiç şüphesiz adanın yalnızca güzelliğine değil açık yürekliliğine, telaşsız ambiyansına ve film şeridinden parıldayan pozitif enerjisine hayran kalmıştır. Meis’in sanki viral bir gücü var: hikayeler ve efsaneler nesilden nesile, ülkeden ülkeye aktarılıyor. Perde arkası ise daima aynı: Masmavi Ege Denizi. Meis’in ufak limanı eski güzel evlerle öylesine sıralanmış ki On İki Ada mimarisi için bir reklam sanabilirsiniz. İki katlı, canlı renklerle boyalı evler sahnesi deniz olan bir amfi tiyatronun katları gibi birbiri ardına tepeyi tırmanırlar. Farklı mahalleleri yani Merkez, Pera Meria (veya Palameria) ve Kavos halen yüzyıl öncesinin atmosferini sürdürüyor. Şehrin eski kısımlarında dolaşmak yoğun bir tarih dersiyle adeta eşdeğer. Meis’de önemli turistik yerlerin ve cazibe merkezlerin bolluğunu görebiliyorsunuz. St John’un Şövalyelerinin sade bir tepeye inşa ettiği Kastello Rosso’dan (Kızıl Kale) başlamak sizi 14. yy’a geri götürüyor. Yunan bayrağının dalgalandığı dar demir merdivene limanın harika manzarası görmek için tırmanın. Kalenin altında kayanın yontulduğu kabartma tekniğinde iyi şekilde korunan Lycian mezarlığı bulunuyor. Doğusunda pitoresk Mandraki limanı ve yukarısında St Constantine ve St Hele kilisesi var ve gotik özellikleri olan ada katedrali Noel bazilikası alanında inşa edilmiş.

Meis Adası

Adanın Saklı Cevherleri
Meis adasın’dan Türkiye’yi görmek için bu tepeye mutlaka tırmanın. Adanın en yüksek yeri olan Aziz George Dağı’nı ziyaret etmek için 401 basamak tırmanmanız gerekiyor. Ancak adanın yukarısından bu manzarayı izlemek bu çabaya değiyor. Manastırın içinde Aghios Charalambos kilisesi bulunan küçük bir mezar taşı var . Yola çıkmadan önce yerel halktan kilisenin kilitli olması nedeniyle anahtarları isteyin .Rho adacığı (Agios Georgios veya Rhopi de denilir) Meis’in güneybatısında yer alıyor. Despina Achladioti’nin burada 40 yıl tek başına yaşamış olması sebebiyle Yunanlar için özel ve sembolik bir önem taşıyor. Nazi İşgali süresince vatansever bir direniş eylemi olarak başlayan şey ölümüne kadar devam etmiş

Meis Adası

Her sabah bu uzak karakolda Yunan bayrağını göklere çekip her gün batımında göklerden indirmiş. Herhangi bir düşman önce onunla çarpışmak zorundaymış. Meis’in Antik Müzesi,size adanın geleneklerini sunan yerel el işi parçaları ile karşılaşabileceğiniz gibi burada antik ve Bizans dönemlerine ait önemli bir el yapımı eşya koleksiyonlarını da bulabilirsiniz.

Mavi Mağara / Meis

Meis adasında harika bir deneyim daha yaşamak istiyorsanız mutlaka Mavi Mağaraya ( Blue Cave ) gitmelisiniz. Neden bu kadar mavi diye sorarsanız güneşten gelen ışık okyanustan kırılıyor ve bu da aşağıdan aydınlatılmış gibi berrak turkuaz görünümünü alıyor. Mavi mağara, Avrupa’nın en ünlülerinden mağaralarından biri. İçi 75 metre uzunluğunda, 40 metre genişliğinde ve 35 metre yüksekliğinde. Mağaraya sabah saatlerinde gitmek gerekiyor çünkü öğlen saatlerinde sular yükseldiği için mağaranın içine girilemiyormuş. Dışarıdan neredeyse görünmez olan mavi mağarada, binlerce erozyon sonucu oluşmuş. Mağaranın girişi yaklaşık bir metre yüksekliğinde ve çok dar. Buraya ulaşmak için küçük bir tekneye ihtiyacınız olacak. 

Mavi Mağara / Meis

Mavi Mağaraya Nasıl Gidilir?
Mavi Mağara, adanın güneydoğu kıyısında, sadece tekneyle erişilebilecek bir konumda yer alıyor. Meis ( Kastellorizo) limanına geldiğinizde bir çok buraya gezi düzenleyen küçük tekne görebilirsiniz. Biz limandan sabah saatlerinde bindiğimiz küçük tekne sayesinde mağaraya ulaştık. Gerçekten mücevher niteliğinde bir mağara. Burada yüzmek ise çok heyecan verici keyifli bir deneyimdi. Mağaraya ulaşmak yaklaşık 30 dk alıyor gidiş dönüş ise iki kişi 20 euro’du. Dikkat edilmesi gereken şeyler ise; mutlaka sabah erken saatlerde gidilmeli, 50 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde ve 25 metre yüksekliğindeki Mavi Mağara, İtalya Capri’deki dünyaca ünlü Grotta Azzurra’dan daha büyük. Mavi Mağara’nın yerel adı Phokiali olarak biliniyormuş. 

St.George plajı

Mağara dönüşü kaptanımıza bizi St.George plajına bırakmasını rica ediyoruz. Bu plaj sadece tekne ile gelebileceğiniz bir plaj. Küçük bir de lokantası bulunan plajda, şezlong ve duş imkanda bulunuyor. Denizi bir akvaryum pırıl pırıl bir deniz. Adeta yüzmeye doyamıyorsunuz. Burada yaklaşık 3 saat geçirdikten sonra kaptanımız tam söylediğimiz saatte gelip bizi alıyor. 

St.George plajı

Akşam yemeği için rezervasyon yaptığımız restoran ‘Alexandra ‘ya gitmek için plajdan ayrılıyoruz. 

Meis Adası
Meis Adası

Plajdan döndükten sonra ada sokaklarında biraz dolaşın. Çok güzel kafeler bulunuyor burada oturup yemekten önce bir şeyler içebilirsiniz. Meis Adası’nda hemen hemen her şeyde olduğu gibi yemek kısmı da çok keyifli. Akşam yemeği için ise önerim Alexandra’s Restaurant . Ya da yine aynı şekilde bu sırada deniz yanı mekanlardan birini seçebilirsiniz. Burası aslında nohut köfesiyle ünlüymüş. 

Alexandra Restoran

Biz  Greek salad, kalamar ve ahtapot istedik. Gerçekten denemeye değer. Yemeklerinden ve atmosferinden hiç pişman olmayacaksınız. 

Küçük bir ada olan Meis’de tek ulaşım aracınız ayaklarınız oluyor.Halkı cana yakın ve meraklı. Hayatlarının bu izole adada kolay olmadığını söyleseler de hayatlarından şikayet etmiyorlar. Burası Ege denizinin en görkemli yerlerinden biri diye düşünüyorum. Adayı keşfederken, geçmişin birçok ilginç kalıntısını bulacaksınız.

Meis Adası

Meis Adasının geçmişi Neolitik zamanlara kadar dayanıyor. Medeniyetin yayıldığını, adadaki sayısız mezar ve duvarın kalıntıları üzerindeki dağınık yazıtlarda görebiliyorsunuz. Bugün Kastellorizo, yaz aylarında 1000’den fazla turisti ağırlayan, 250’de kalıcı halka sahip büyülü bir ada. 

Meis Adası

Ada’nın evleri çok ince , ahşap balkonlu ve Anadolu tipi pencerelere sahip çok karakteristik evler. Limanın arkasında birçok ev hale harap durumda görebilirsiniz. Liman girişinin doğu kısmında 1926’da , aynı zamanda İtalya’nın en önemli binalarından bazılarını tasarlayan İtalyan mimar Florestano Di Fausto tarafından yapılmış olan eski İtalyan idaresinin ( palazzina della delegazione )  hikaye kalıntılarına bakabilirsiniz.

Meis Adası

Meis Adasını ziyaret etmemiş olanlarınız için size Yunan şairi Cavafy‘nin sözlerini hatırlatmama izin verin: “Bir yaz sabahı, ilk kez hangi zevkle, hangi sevinçle, hangi zevkle geldiğinizi görebilirsiniz .”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir